Varlık Etkisi

Enflasyon, işsizlik, gelir ve diğer veriler merkez bankacıları tarafından dikkatle izlenmekte ve politika kararları alınırken değerlendirilmektedir. Azalan işsizlik ve artan enflasyon sıkı para politikalarına, varlık fiyatlarının düşmesi ise daha fazla para arzına gerek duyulmasına neden olabilir. Politika yapıcılar, ortaya çıkan olumsuz verileri iyileştirmeye çalışırlar. Gerçekten de bir süre sonra uygulanan politikalar verilerin kozmetik olarak düzelmesini sağlar ancak temel ekonomik gerçeklikte aynı fayda sağlanamaz. Eğer sözü edilen veriler, bir sonraki politika için rehber olarak görülürse; merkez bankası manipülasyonlarla dolu bir alanda kendini bulacak ve bir kısır döngünün içinde politika uygulamaya başlayacaktır.

Burada gayet kolaylıkla anlaşılabilecek “Varlık Etkisi” konusu devreye girer. İki varlık sınıfı; hisseler ve konut Amerikan halkının en önemli varlıklarıdır. Hisselerdeki varlıklar oldukça kolay hesaplanabilir, herkes buradaki net değerlere kolaylıkla ulaşabilmektedir. Konutta ise varlığı hesaplamak daha zordur ancak emlak ilanlarından bu bilgiye yaklaşık da olsa ulaşılabilir. Varlık Etkisi’nin savunucularına göre; borsada ve gayrimenkul piyasasındaki değer artışları, Amerikan halkının kendilerini daha zengin hissetmelerine sebep olur ve daha az tasarruf edip, daha fazla harcama yapmalarını sağlar.

Varlık Etkisi, FED’in 0 Faiz politikasının ve 2008’de başlayan savurgan para basma işlemlerinin en önemli dayanağıdır. İletim kanalları izlemeye oldukça müsaittir. Faizler düşük olduğunda, halk mortgage kredilerini karşılayabilecek, bu durum konut satışlarının artmasına neden olacak ve talebi artan konutların fiyatı yükselecektir. Benzer şekilde, düşük faiz oranları brokerların hisse alış-satışlarında düşük marginler uygulamalarına, hisse alışlarının artmasına ve hisse fiyatlarının yükselmesine sebep olacaktır.

Bununla birlikte önemli yan etkiler mevcuttur. Bütün yatırımcılar, yatırımlarından ya da tasarruflarından sağlıklı bir gelir elde etmek isterler. Faizler 0 olduğunda; halk parasını mevduata yatırmak yerine, daha yüksek gelir elde edebileceği gayrimenkul ve hisse senedi piyasasına yönelecektir. Bu durumda her iki yatırım aracının fiyatının artmasına neden olacaktır. 0 faiz politikası yüzeysel olarak çıktı elde edilmesine neden olmuştur. 2009 ve 2014 arasında Amerikan borsaları değerini iki kattan daha yüksek seviyelere çıkartmış, konut piyasasında da 2012’nin ortalarından itibaren yükselişler meydana gelmeye başlamıştır. 4 yılın ardından FED varlık fiyatlarını manüpüle etmekte başarılı olmuştur. Varlık adeta kağıt üzerinde de olsa yaratılmıştır. Ama ne pahasına?

Varlık Etkisi’nin gücü on yıllardır tartışılmaktadır ancak yakın zamanda yapılan bir araştırma önemli şüpheleri açığa çıkarmıştır. Bazı ekonomistler Varlık Etkisi’nin derinliğini incelediler. Gücü, ne kadar sürede etkisini yitireceği ve de bedeli ele alındı.

Tüketici harcamaları üzerinde, Varlık Etkisi’nin olumlu bir etkisinin olduğundan bahsetmek doğru olacaktır. Örneğin; hisse senedi piyasasında 100 milyar USD’lik bir değer artışı, konuttaki %2’lik fiyat yükselişi ile birlikte, 2 milyar USD’lik harcama artışına sebep olmaktadır. Amerikan Kongresi Bütçe Ofisi, Varlık Etkisi’nin konut fiyatlarının %1,7 ile %21 arasında değiştiğinde sonuçlarını değerlendirmiştir. Bu kadar büyük bir değişimde etkilerin daha yüksek olacağının ve metodolojik zorlukların altı çizilmiştir.

FED NY tarafından yayınlanan önemli bir çalışmada saptananlar, FED yıllardır savunduğu Varlık Etkisi’nin sonuçlarına önemli eleştiriler getirmektedir.

Toplam varlık değeri değişimleri ile toplam harcamalar arasında doğru orantılı bir bağlantı bulduk. Ama etkinin kalıcı olmadığını ve saptamada bulunmanın zor olduğu belirtilmelidir. Bileşik büyümenin, beklenmedik varlık değeri değişimlerine verdiği tepki belirsiz ve kısa sürelidir. Varlık Etkisi’nin son yıllarda oldukça sınırlı olduğunu görüyoruz. Uzun dönemli olarak baktığımızda ise hiçbir etkisi olmadğını farkettik.

Bir başka çalışma ise Varlık Etkisi sonucu serveti artanların halihazırda zengin ve harcamaya herhangi bir katkısı olmayanlar olduğu sonucuna varmıştır. (New York University Başkanı David K. Backus)

Bütün bunlardan daha rahatsız edici olanı ise; Varlık Etkisi’nin yönüdür. Geleneksel bilgi, artan hisse fiyatlarının bileşik olarak büyümeyi tetikleyeceğini söylerken, ekonomistler değişkenlerin birbirini ters yönde etkilemiş olacağını belirterek, büyümenin hisse senedi fiyatlarını arttırmış olduğunu bulmuştur. Seçkin para politikası ekonomisti Lacy H. Hunt bulgularını aşağıdaki şekilde özetlemektedir.

Konu aslında FED’in politikalarının varlık değerini arttırması ya da düşürmesi değildir. Soru; değişiklerin tüketici harcamalarında önemli derecelerde yükseliş olup olmadığıdır. En iyi kanıt, bize varlık piyasalarındaki dalgalanmaların tüketici harcamaları üzerinde çok az etkili olduğunu ya da hiç etkili olmadığını göstermektedir. Bu nedenle hisse piyasaları FED tarafından sağlanan likiditeler ile yükseldiğinde, ekonominin geniş tabanı etkilenmemektedir.

Şimdi varlık fiyatlarının maksimum seviyede ve varlık balonunun patlamak üzere olduğu 1999 ve 2007 yıllarında yapılan çalışmaları düşünelim. Gerçekten varlık fiyatları bu kadar yüksek seviyede iken bile yapılan çalışmalar, hayret verici bir şekilde Varlık Etkisi’nin gerçekte çok zayıf ve belirsiz olduğunu söylemektedir.

Bütün bunlar dikkate alındığında; FED’in trilyonlar ile ifade edilen parasal genişlemesi, amaçlandığı Varlık Etkisi’ni sağlamak bir yana, gerçekte önemsiz bir ilüzyona hizmet etmektedir.

Yanıt ver:

Your email address will not be published.

Site Footer