Corona Sonrası Küresel Ekonomi

Hepimizin maalesef olabildiğince farkında olduğu üzere; COVID-19 isimli bir virüs nedeniyle hayatımız altüst olmuş durumda. Sosyolojik ve psikolojik etkileri kadar -hatta belki de daha fazla- ekonomik etkileri olacak olan bu virüsün hayatımızdan ne zaman çıkacağı, çıktığında bizlerden neler alıp götüreceği ne yazık ki henüz tam olarak belli değil.

Elbette tüm ülkeler bu durumun üstesinden gelinmesi için çeşitli önlemler alıyorlar ve muhakkak ki önümüzdeki günlerde de birçok tedbir ya da iyileşme için atılacak adımları görmeye devam edeceğiz.

Salgının, ABD görüldüğü ilk günlerinde FED önce sınırlı, sonra sınırsız bir parasal genişleme adımı attı. Bunu ECB ve diğer merkez bankaları izledi. Elbette bu tip adımlar kısa vadeli olarak bakıldığında, oldukça sonuç odaklı çabalardır. Ne var ki asıl sorun, virüs tehdidinin henüz sona ermiş olmaması, dahası ne zaman sona ereceğinin bilinmemesidir. Günümüzde parasal genişleme sonrası yaratılan paralar, üretime ya da reel ekonomiye aktarılmamakta, daha çok finansal piyasalara yönelmektedir.

Aşağıdaki bulunan S&P 500 ve DAX grafiklerinden görülebileceği üzere; virüs tehdidi ile karşı karşıya kalan piyasalar, kısa süre içinde ciddi kayıplar verdi. Buna karşın piyasalar, dip noktası olarak kabul edebileceğimiz Mart ayının ortasını takip eden günlerde, virüs tehdidinin devam etmesine rağmen, kısa süre içinde kayda değer bir toparlanma performansı gösterdi. (Burada değeri düşen hisselerin, başta Çinli şirketler olmak üzere yatırımcılar tarafından satın alındığı ve değerlerinin yükseldiği konusuna girmeyeceğim, zira bu yazının konusu değil.)

S&P 500
DAX

Ek olarak, virüs tehdidinin kısa sürede yok olmayacağı hepimizin kabul etmesi gereken bir gerçek. Bu süreçte en çok etkilenenler hiç şüphesiz, kısaca KOBİ olarak adlandırdığımız küçük ve orta büyüklükteki işletmeler. Dahası özellikle gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ekonomilerin ağırlıklı üretimleri KOBİ’ler tarafından gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla, KOBİ’lerin yaşayacağı sorunların, küresel ekonomiye ciddi darbeler vuracağını söylemek, yanlış olmayacaktır.

Bu durumun önüne geçmek için; FED tarafından kullanılabilecek enstrümanlardan birisi olarak; parasal genişleme yerine, bugün Japonya ve Avrupa Merkez Bankası tarafından kullanılmakta olan “negatif faiz” uygulaması düşünülebilir. Böylece şirketlerin temerrüde düşmesinin engellenebileceği gibi; Trump’ın sürekli dile getirdiği hedeflerden bir tanesi olan “güçsüz dolar” ile moratoryum ilan etme potansiyeline sahip birçok ülkenin iflas etmesi engellenebilir ve küresel ekonomik sistemde kalması desteklenebilir. Ayrıca “negatif faiz”; parasal genişleme ile amaçlanan istihdam ya da toplam talebin korunması gibi sonuçları da sağlayacaktır.

Sonuç olarak; 2008 yılında yaşanan finansal krizde parasal genişleme işe yaramıştır ancak günümüzdeki kriz maalesef sadece finansal bir kriz değildir, küresel ekonomilerinin tüm paydaşlarını özellikle reel ekonomiyi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle negatif faiz politikası gibi, tüm ekonomiyi kapsayıcı önlemlerin alınması daha doğru olacaktır.

Yanıt ver:

Your email address will not be published.

Site Footer

Sliding Sidebar